Ya arkadaş.. Bir ara kasada ödeme yapmak kimlik beyanına dönmüştü. Pandemiden yeni çıkmışız. Kapı koluna hala şüpheyle bakıyoruz. Ama temassız kartı pos makinesine yapıştırıyoruz. Öyle böyle değil. Temassız… ama “değmezsen olmuyor.” Bir “düt” sesi var mesela. O düt gelmezse ödeme olmamış sayılıyor. Kart çekildi mi panik. Bir daha… Bir daha… En son kartla posu evlendireceğiz.Bu arada kasiyerle göz göze geliyorsun. Bakış şu:
“Okudu mu?”
“Bence okumadı.”
“Bir daha dene.”
Bu bakış üç saniye sürerse artık akraba oluyorsunuz.
Sonra bir gün dediler ki:
“Abi temassız kartları uzaktan okutuyorlarmış.”Uzaktan mı? Nasıl uzaktan? Ben popo cüzdanı kullanıyorum. Adam arkadan yaklaşıp popoma pos mu dayayacak? Cüzdan değil sadece, refleks merkezi. Hissediyorsun yani. Yanlış oturunca hissediyorsunda POS’u mı hissetmeyeceksin?
Ama tabii millet korktu. Kasada yeni bir replik çıktı. Kartı uzatıyorsun… Tam okutacak…
“Bende temassız yok.”
Kasiyer bir duruyor. Sanki “abi sen bana niye umut verdin?” der gibi. Kaşlar çatık. Nefes sesleri. Pos boşa çıkmış.
Ama ne yapalım? Biz temasçıyız.Değmeden inanamıyoruz. Sarılmadan güvenemiyoruz. POS’a bile mesafeliyiz. Ama popomuza yaklaşana da dikkat kesiliyoruz.
Kartlarınız onaylansın, dütleriniz eksik olmasın.
Yorumlar