Kendi Yolunun İzinde – Mustafa Kurt
Röportaj ve Metin: Karaca Erden
Bu röportaj, sosyal medyada cesur ve sıra dışı içerikleriyle dikkat çeken Mustafa Kurt’un yalnızca ne yaptığını değil, neden ve nasıl yaptığını anlamak amacıyla gerçekleştirildi. Doğa, yükseklik ve terk edilmiş mekânlar arasında şekillenen bu yolculuk; cesaret, sınırlar ve sorumluluk kavramlarını bir arada ele alıyor. Bu söyleşide Mustafa Kurt’un kişisel hikâyesini, motivasyonlarını ve bu yolun ardındaki düşünce dünyasını tüm yönleriyle keşfetmeyi amaçladık.
Sosyal medyada attığı her adım merakla takip edilen, zorlukların üzerine inşa ettiği cesaretiyle geniş bir kitleye ilham veren Mustafa Kurt, bugün tüm yönleriyle karşımızda. Yükseklerde atılan adımlardan terk edilmiş yapılara uzanan bu yolculuğun ardında nasıl bir hikâye olduğunu birlikte keşfedeceğiz.
Karaca Erden: Öncelikle sizi biraz tanıyalım. Mustafa Kurt kimdir?
Mustafa Kurt: Ben Mustafa Kurt. İstanbul’da büyüdüm ama çocukluğum dağlarda, ormanlarda ve mağaralarda geçti. Adrenalin seviyesi normal insanlarda kan dolaşımına benzerse, bende adrenalin tıpkı Wi-Fi gibi her yerde dolaşıyor.
Macera ve keşif ruhu olan biriyim; özellikle doğada, ormanlarda ve terk edilmiş yerlerde vakit geçirmeyi seviyorum. Hayatta sakinlikten çok deneyim ve gözlem peşindeyim. Yeni şeyler öğrenmeyi ve sınırlarımı keşfetmeyi önemsiyorum. Evimde bir siyah kedim var; sessizlik, sadelik ve hayvan dostluğu hayatımın önemli bir parçası.
Karaca Erden: Sosyal medyada cesur ve adrenalin dolu içeriklerinizle geniş bir izleyici kitlesi oluşturuyorsunuz. Bu ilgi size ne hissettiriyor?
Mustafa Kurt: İnsanlar yaptığım şeyleri izleyip ilgi gösterdiğinde tuhaf bir duygu hissediyorum. Bu duygu beni şımartmıyor; daha çok “demek ki bunu doğru şekilde anlatabildim” hissi veriyor. Çünkü yaptığım şey, rooftop kültürüne sahip çıkmak. Bu sadece çatılara çıkmak ya da tehlikeli yerlerde dolaşmak değil; kültürü sahiplenip ortaya düzgün işler koymak ve bunu doğru şekilde ifade etmek.
İzleyenlerin olması yalnız olmadığımı hissettiriyor. Destekleyenler motive ediyor, eleştirenler ise daha dikkatli ve daha iyi olmaya zorluyor. Bu ilgi hem güç veriyor hem de sorumluluk yüklüyor. Bu dengeyi seviyorum.
Karaca Erden: Çocukluğunuzun dağlar ve ormanlarda geçmesi ailenizin yaşam tarzıyla mı ilgiliydi?
Mustafa Kurt: Ailem doğayla iç içe yaşayan bir aile değildi ama beni hiç kısıtlamadılar. Küçüklükten beri çok meraklıydım. İzlediğim filmler ve hayal gücüm nedeniyle dağlara çıkmak, ormanlarda dolaşmak istiyordum. Kimse bana özellikle yönlendirme yapmadı.
Bu çocukluk, biraz ailemin bana alan tanımasıyla, biraz da içimdeki keşfetme isteğiyle şekillendi. Bugün yaptıklarımın temeli o dönemlere dayanıyor.
Karaca Erden: İçerik üretmeye nasıl başladınız?
Mustafa Kurt: Aslında çok planlı değildi. Bir arkadaşım içerik üretiyordu, onunla takılmaya başlayınca ben de çektiğim videoları paylaşmaya başladım. İnsanlar ilgi gösterince devamı geldi.
Başta bunu bir meslek haline getirmek gibi bir hedefim yoktu. Zamanla izleyicilerin tepkisi beni motive etti. Yani bu yolculuk planlı değil, kendiliğinden gelişti.
Karaca Erden: Vazgeçmeyi düşündüğünüz dönemler oldu mu?
Mustafa Kurt: Oldu, hem de birkaç kez. Yaptığım işler yorucu ve sürekli eleştiriye açık. Üstelik defalarca mahkemelik olduk. Bu süreç insanı gerçekten yıpratıyor.
Bazen daha sıradan içerikler üretmeyi düşündüğüm oldu. Çünkü stres ve sorumluluk üst üste gelince insanın enerjisi düşüyor.
Karaca Erden: Artan ilgi içerik tarzınızı etkiledi mi?
Mustafa Kurt: Tarzımı değiştirmedim. Sadece daha bilinçli oldum. Kime, nasıl örnek olabileceğimi daha çok düşünmeye başladım. İlgi beni dönüştürmedi ama geliştirdi.
Karaca Erden: Destekleyenler ve eleştirenler hakkında ne düşünüyorsunuz?
Mustafa Kurt: Destekleyenler motivasyon sağlıyor, eleştirenler ise daha dikkatli olmamı sağlıyor. İkisi de farklı şekilde besliyor. Rooftop kültürünü bilmeyenlerden gelen eleştiriler oluyor; onlara da saygı duyuyorum.
Karaca Erden: Korku ile ilişkiniz nasıl?
Mustafa Kurt: Korkuyla aram fena değil. Çoğu kişinin panik olduğu yerlerde sakin kalabiliyorum. Yine de bazen durup riskleri tartarım. İçime sinmiyorsa yapmam. Cesareti seviyorum ama kontrolsüzlüğü değil.
Karaca Erden: Unutamadığınız bir an var mı?
Mustafa Kurt: 50 katlı bir gökdelenin çatısına çıktığımız bir an vardı. Son katlar gizli bir asansörle çıkılıyordu. X-ray cihazları ve sessiz, amfi salonunu andıran bir alan vardı. Kimse yoktu. Hiçbir şeye dokunmadan çıktık. Hâlâ aklımda.
Karaca Erden: İlham aldığınız biri var mı?
Mustafa Kurt: Jackie Chan. Çocukluğum
onun filmleriyle geçti. Cesareti ve yaratıcılığı beni hâlâ etkiler.
Karaca Erden: Aynı şeyleri yapmak
isteyen gençlere ne söylersiniz?
Mustafa Kurt: Extreme işlere özenenlere net söylüyorum: Bu videolar profesyonel bir çılgın tarafından çekiliyor, denemeyin. Parkour geçmişimiz var, bu işlerin bir birikimi var. Tecrübesizce yapılırsa ciddi riskler doğar.
Karaca Erden: “Gençleri tehlikeye teşvik ediyor” eleştirilerine yaklaşımınız nedir?
Mustafa Kurt: Bazen bu yorumları okuyunca kendimi çok yanlış anlaşılmış hissediyorum. Ben dijital dadı değilim. Her videoda “denemeyin” uyarısı yapıyorum. Çocukların ne izlediğinden aileler sorumludur.
Karaca Erden: Aileniz ne düşünüyor?
Mustafa Kurt: Annem her videodan sonra beni fena azarlıyor. “Bunlar gerçek değil, yapay zekâ” diyorum, inanıyor. En sert eleştirmenim annem diyebilirim.
Karaca Erden: Son olarak izleyenlere ne söylemek istersiniz?
Mustafa Kurt: Ne yapacaksanız yapın ama başkasının cesaretiyle değil, kendi cesaretinizle yapın. Hayaller biraz korkutmalı. Korkuyorsanız doğru yoldasınızdır.
Bu röportaj, yalnızca adrenalin dolu içerikler üreten bir sosyal medya figürünü değil; kendi sınırlarını tanıyan, riskle sorumluluk arasındaki çizgiyi önemseyen bir bireyin düşünce dünyasını ortaya koyuyor. Mustafa Kurt’un hikâyesi; cesaretin plansızlık değil, bilinç ve deneyimle anlam kazandığını vurguluyor. Kendi yolunu çizerken hem ilham veren hem de uyarıcı bir duruş sergileyen Kurt, hayallerinin peşinden gitmek isteyenler için net bir mesaj bırakıyor: Cesur olmak kadar, ne yaptığını bilmek de önemlidir.
Yorumlar