İçerik Resmi

Köklerini Uzaktan Tanıyan Bir Nesil:Razumıhın


favorite 0 visibility 6 bookmark 0


Bu röportaj, Türk kökenli olup hayatını Mısır’da sürdüren bir bireyin ülke, aidiyet ve kimlik algısına odaklanıyor. Kendi ülkesinde hiç yaşamamış ya da Türkiye’ye yalnızca sınırlı sürelerle gelmiş birinin, Türkiye’ye dair düşünceleri bu söyleşinin temelini oluşturuyor. Söyleşi boyunca, Mısır’daki yaşam koşulları, orada büyümenin bakış açısına etkisi ve Türkiye ile kurulan bağ ele alınıyor. Fiziksel mesafenin, ülkeye dair düşünceleri nasıl şekillendirdiği; iki farklı coğrafya arasında kurulan aidiyet duygusu, katılımcının kendi ifadeleri üzerinden aktarılıyor.

Röportaj — “Köklerini Uzaktan Tanıyan Bir Nesil”

Karaca Erden:
Bugün “Köklerini Uzaktan Tanıyan Bir Nesil” üzerine bir röportaj yapıyorum. Sen hem Türkiye kökenli olup hem de çok küçük yaşta Mısır’a gitmiş birisin. Bu yüzden aidiyetin tek bir yerle sınırlı değil; iki ülke arasında şekillenen bir kimliğin var. Başlamadan önce seni biraz tanıyalım. Kendini birkaç cümleyle anlatır mısın?

Razumıhın:
“22 yıldır Mısır’da yaşıyorum. Aslen Türküm, İzmirliyim; annem ve babam İstanbullu. Müzikle uğraşıyorum, bunun dışında internet üzerinden farklı işler yapıyorum. Söz ve şiir yazmayı, okumayı severim. Kitaplarla aram iyidir; özellikle felsefe ve tarih üzerine araştırma yapmayı çok severim.”

Karaca Erden:
Mısır’a çok küçük yaşta gitmişsin. Hatırladığın kadarıyla o süreç nasıldı? Ailenden duyduğun hikâyeler var mı?
Razumıhın:
“Açıkçası pek hatırlamıyorum ama duyduklarıma göre babam okumak ve daha rahat bir yaşam için buraya gelmiş.”

Karaca Erden:
Çocukluğunu Mısır’da geçirmek sana nasıl bir kimlik verdi? Kendini nasıl tanımlıyorsun?

Razumıhın:
“Hem buralı hem Türk olmak dışarıdan bakınca tuhaf gelebilir ama iki dili de ana dilim gibi konuşuyorum. Birkaç dil bilmek insanı geliştiriyor. Kültürel olarak farklı olsak da ikisini aynı anda yaşamak güzel. Mısır’da genelde arkadaş çevremi, benim gibi farklı ülkelerden olup burada yaşayan yabancılardan seçerim.”

Karaca Erden:
Babanın okumak ve daha rahat bir yaşam için Mısır’a yerleştiğini söyledin. Peki gerçekten öyle oldu mu? Mısır’da yaşamak nasıl bir şey?

Razumıhın:
“Babama göre çok iyi, bana göre değil. Eğitimime Türkiye’de devam etmek istedim ama bazı sorunlar oluştu. Mısır, siyasi nedenlerden dolayı eskiden Türklere karşı ırkçı davranırdı; şu an öyle değil ama ekonomi olarak Türkiye’den çok daha aşağıda. Yine de insanlar burada mutlu yaşıyor.”

Karaca Erden:
Ailenden, çevrenden ve dizilerden Türkiye’yle ilgili neler öğrenerek büyüdün? Daha önce Türkiye’ye geldin mi?

Razumıhın:
“İki kere geldim. Türkçeyi ailemden öğrendim. Dizilerden ve çevremden insanların nasıl yaşadığını gördüm. Konuşma olarak zorlanıyordum ama zamanla bunu aştım. Daha anlaşılır olmak için müziklere yöneldim. Rap dinlemeyi seviyorum. İki ülkenin farklı konular hakkında müzik üretmesi beni etkiledi ve ben de şarkı yapmaya başladım—yabancı ülkelerde yaşayan yabancıları anlatan şarkılar yapıyoruz.”

Karaca Erden:
Türkiye’ye dair ‘keşke bunu yaşayabilseydim’ dediğin bir şey var mı?

Razumıhın:
“Her şey kader. ‘Keşke’ dediğim bir şey yok. Yaşamak istediklerim için mücadele ederim; olmazsa da denemiş olurum.”

Karaca Erden:
Türkiye’yi az görmene rağmen içinde nasıl bir Türkiye imgesi taşıyorsun?

Razumıhın:
“Daha iyi bir ülke olabilmesi için dışarıda olsam da çaba gösteriyorum. Kendimi ve ülkemizi iyi tanıtıyorum. Eğitim çok yorucu, gençler çok baskı altında. Bunun düzelmesini isterim. Türkiye sadece bir isim değil; Mısır’da hâlâ Osmanlı’nın izlerini görüyorum. İnsanlarda, sokaklarda… Ama nedense bir nefret de var.”

Karaca Erden:
Türkiye’nin eğitim sisteminin gençleri yorduğunu söyledin. İki ülkenin eğitim alanındaki benzerlik ve farklılıkları neler?

Razumıhın:
“Burada eğitim daha rahat. Notlar sorun olmuyor. Türkiye’de okumak istememin nedeni çevre edinmek, Türkçemi iyileştirmek ve burada olmayan eğitimleri almak. Mısır’da herkes küçük yaştan itibaren çalışmaya başlar; çoğu okulu bırakır. Bu durum ekonomiyle ilgili.”

Karaca Erden:
Mısır’da Türklere karşı eskiden bir ırkçılık olduğunu söyledin. Şimdi ise halkta bir nefret olduğunu belirttin. Bunu nasıl yorumluyorsun?

Razumıhın:
“Devlet tarafından ırkçılık vardı. Vize vermezlerdi, deport ederlerdi—özellikle 2013’ten sonra. Darbe yüzünden insanlar susturuldu. Türkiye darbeye karşı durunca halka Türklerin kötü, terörist olduğu söylendi. Bunu özellikle büyük yaştaki insanlara aşıladılar. Gençler ise Türk dizilerine aşık; Türkleri seviyorlar. Bu durum beni yoruyor.”

Karaca Erden:
Mısır’da yaşamanın en sevdiğin yön ne? Bize bu ülkeyi kısaca anlatır mısın?

Razumıhın:
“Yabancı görünce saygılı davranıyorlar; bu işime yarıyor. Yemekleri farklı ama seviyorum. Mısır’da okuma yazma bilmeyen oranı çok yüksek. Kahire çok kalabalık—yaklaşık 30 milyon. Havası çok kirli; ilkbahar sonbahar yok, sadece yaz ve kış. Ama kışı çok güzel. Yaz sıcak olsa da nem yok. Burada doğup büyümek farklı, sonradan gelmek başka. Yaşam zor ama mutlu edici.”

Karaca Erden:
Mısır’da büyümüş biri olarak Türkiye’ye baktığında seni en çok merak ettiren şey ne?

Razumıhın:
“Neden agresif bir ülkeyiz? Şiddet çok yüksek. Bunun eğitimden kaynaklandığını düşünüyorum. En çok bunu merak ediyorum.”

Karaca Erden:
Sence Türkiye’de büyüseydin nasıl biri olurdun?

Razumıhın:
“Düşünmedim, açıkçası.”

Karaca Erden:
Bir gün Türkiye’de yaşamak ister misin, yoksa hayatını Mısır’da sürdürmek daha mı doğru geliyor?

Razumıhın:
“İkisi de değil. Farklı ülkeleri gezmek istiyorum. Sabit kalmak istemiyorum. Her iki ülkede de yaşamımı sürdürmek istiyorum.”

Karaca Erden:
Türkiye’yi az görmüş olsan da yine de ülkeni seviyor musun? Bir ülkeyi hiç yaşamadan sevmek mümkün mü?

Razumıhın:
“Ülkesini sevmeyen biri gözümde haindir.”

Karaca Erden:
Bugünün genç neslinin, kökleri uzakta olsa bile bir ülkeyle bağ kurma biçimi hakkında ne düşünüyorsun?

Razumıhın:
“Bize her yer Türkiye. Burası da bizim topraklarımız aslında. Ne uzak hissediyorum ne yakın—çok değişik.”

Karaca Erden:
Türkiye’yi uzaktan tanıyan gençlere söylemek istediğin bir şey var mı?

Razumıhın:
“Göründüğü gibi değil. Gördüğünüzün tersi çıkabilir.”

Karaca Erden:
Dolu dolu bir sohbet ettik ve tüm sorularımıza içtenlikle cevap verdin. Katılımın için teşekkür ederim. Eklemek istediğin son bir şey var mı?

Razumıhın:
“Rica ederim, asıl ben teşekkür ediyorum. 0710 sokaklarından herkese selam.”


Röportaj boyunca öne çıkan en belirgin nokta, aidiyetin yalnızca yaşanılan coğrafya ile sınırlı olmadığıdır. Türkiye’de büyümemiş olmasına rağmen, ülkeye dair düşüncelerin net, sorgulayıcı ve yer yer eleştirel olması; uzaktan kurulan bağların yüzeysel olmadığını gösteriyor. Mısır’da geçen bir hayat, Türkiye’ye bakışı romantikleştirmekten çok gerçekçi bir zemine oturtuyor. Eğitim, ekonomi, toplumsal gerilimler ve kimlik meseleleri; dışarıdan fakat kopuk olmayan bir perspektifle ele alınıyor. Bu söyleşi, uzakta olmanın aidiyetsizlik anlamına gelmediğini ve köklerini uzaktan tanıyan bir neslin ülke kavramını yeniden düşünerek konumlandırdığını ortaya koyuyor.
Razumıhın ile Röportaj 3 / 3

Önerilen Yazılar

Article Image

DERDİMİZ HİSSETMEK


favorite 4 visibility 15 bookmark
Article Image

Adalet Benim.


favorite 2 visibility 33 bookmark
Article Image

Kırım Hanlığı: Diplomaside Denge Sanatı


favorite 0 visibility 15 bookmark
Article Image

1. Bölüm: Kırmızı Işığı Yakmak


favorite 0 visibility 1 bookmark

Yorumlar

Razumıhın ile Röportaj