Tarihle Efsanenin Arasında Bir Soru.
Tarihte bazı sorular vardır; cevabından çok, sordurduğu şeylerle anlam kazanır. “Çu’lar Türk mü?” sorusu da bunlardan biridir. Kesin bir “evet” ya da “hayır”dan ziyade, bizi tarih okumasının sınırlarıyla, millî aidiyet arayışıyla ve efsanelerin cazibesiyle yüzleştirir.
Önce net olanı söyleyelim: Çin tarih kayıtlarında geçen Çu (Chu / 楚) Devleti, bugünkü akademik kabule göre Çin’in Bahar-Sonbahar ve Savaşan Devletler dönemine ait bir krallıktır. Hükümdar sülalesi Mi (羋) soyadını taşır, yönetici klanı Xiong (熊) olarak anılır. Çin kaynakları, Çu’yu Çin medeniyet dairesinin içinde fakat merkezden farklı, daha “uç” ve “öteki” bir kültür olarak tanımlar.
Tam da bu “farklılık” meselesi tartışmanın kapısını aralar.Çu kültürü; ritüelleri, müziği, şamanizme yakın inançları, merkez Çin’e benzemeyen giyim-kuşamı ve diliyle dikkat çeker. Çinli tarihçiler bile Çu’dan söz ederken “tam anlamıyla Zhou geleneğine uymayan” ifadesini kullanır. İşte bazı Türkçü ya da alternatif tarih okumaları burada devreye girer ve şu soruyu sorar:
Bu farklılık, Orta Asya bozkır kültürünün bir izi olabilir mi?
Benzerlikler tamamen uydurma değildir. Şamanist unsurlar, at kültürü, doğayla kurulan ilişki, merkezi otoriteye mesafeli yapı… Bunlar Türk tarihinin erken dönemleriyle de örtüşen başlıklardır. Ayrıca “Çu” adının Türkçe kulağa yabancı gelmemesi, bazı araştırmacıların işi daha da ileri götürmesine yol açar.
Ancak tarih, sadece benzerliklerle yazılmaz.
Bugün elimizde, Çu halkının Türk olduğunu açık ve kesin biçimde kanıtlayan dil, genetik ya da arkeolojik bir veri yoktur. Çu yazıtları Çince’dir, devlet yapısı Çin siyasal geleneği içinde şekillenmiştir. Bu nedenle akademik tarihçilik açısından “Çu’lar Türk’tür” demek, kanıttan çok yorum ve temenni alanına girer.
Ama bu soru yine de anlamsız değildir.
Çu örneği bize şunu hatırlatır: Tarih, tek renkli değildir. Çin dediğimiz coğrafya da, Türk dediğimiz tarih de yekpare değildir. Kavimler birbirine temas etmiş, etkilenmiş, bazen iç içe geçmiştir. Çu Devleti belki Türk değildi; fakat Türklerle aynı büyük bozkır-havza dünyasının kültürel rüzgârlarından etkilenmiş olması ihtimal dışı da değildir.
Sonuç olarak…
“Çu’lar Türk mü?” sorusuna bugün verilecek en dürüst cevap şudur:
Kesin olarak hayır; ama tamamen ilgisiz demek de acelecilik olur.
Tarih, sloganlarla değil; sabırla, belgeyle ve ihtiyatla konuşur. Efsaneler kimlik duygusunu besler, bilim ise ayakları yere bastırır. Asıl maharet, ikisini birbirine düşman etmeden okuyabilmektir.
Yorumlar