İçerik Resmi

Türkler Nasıl Müslüman Oldu? Kılıçla Değil, A


favorite 0 visibility 27 bookmark 0


    Türklerin İslam’la buluşması, sıkça sanıldığı gibi bir fetih masalının ya da zoraki bir dönüşümün hikâyesi değildir. Bu, yüzyıllara yayılan; ticaretle, temasla, düşünceyle ve en nihayetinde gönülle gerçekleşmiş büyük bir medeniyet değişiminin adıdır.
Türkler İslam’la ilk kez Arap ordularının Orta Asya’ya ulaştığı 7. yüzyılda karşılaştı.         Ancak bu karşılaşma, hemen bir kabulleniş doğurmadı. Aksine Türkler, uzun süre kendi inançlarını korudular. Gök Tanrı inancı; tek Tanrı fikri, ahiret düşüncesi ve töre anlayışıyla zaten güçlü bir manevi zemine sahipti. Bu nedenle Türkler için İslam yabancı değil, tanıdık bir çağrıydı.
   Asıl kırılma noktası savaş meydanlarında değil, pazar yerlerinde ve dergâhlarda yaşandı. Müslüman tüccarlar, dervişler ve âlimler Orta Asya’da yalnız mal değil, ahlak da taşıdı. Adaletli ticaret, kul hakkına riayet, merhamet ve eşitlik fikri Türk toplumunda karşılık buldu. Özellikle Emevîlerin Arap merkezli ve dışlayıcı politikalarının sona erip Abbasîlerin daha kapsayıcı bir anlayış benimsemesi, Türklerin İslam’a yaklaşımını hızlandırdı.
    751 yılında yaşanan Talas Savaşı ise bir dönüm noktası oldu. Çin’e karşı Abbasîlerle omuz omuza savaşan Türkler, bu ittifakın ardından İslam dünyasına askerî ve siyasi olarak dâhil olmaya başladı. Ama dikkat çekici olan şudur: Türkler Müslüman olduklarında yenilmiş değildi; aksine güçleniyorlardı. Bu durum, İslam’ı bir “boyun eğme” değil, bir “yükselme” vesilesi olarak görmelerini sağladı.
    Türkler Müslüman olduktan sonra yalnızca dini değil, tarihi de şekillendirdiler. Karahanlılar, Gazneliler, Selçuklular ve Osmanlılar; İslam’ı kendi devlet geleneği, adalet anlayışı ve töresiyle yoğurarak yeni bir medeniyet inşa etti. İslam dünyasının kılıcı da kalemi de uzun süre Türklerin elinde oldu.
    Özetle Türkler İslam’ı zorla değil, sorgulayarak; korkuyla değil, inançla benimsedi. Bu yüzden Türk Müslümanlığı, şekilci değil derinlikli; taklitçi değil kurucu bir karakter kazandı. Bugün hâlâ bu topraklarda İslam, sadece bir inanç değil; tarih, kimlik ve sorumluluk bilincidir.
    Belki de bu yüzden Türklerin İslam’la kurduğu bağ, geçici bir tercih değil; bin yıllık bir kader ortaklığıdır.

Önerilen Yazılar

Article Image

Bir Borç Meselesi


favorite 1 visibility 20 bookmark
Article Image

Makine Öğrenmesini nasıl öğrenirim? 2025


favorite 0 visibility 6 bookmark
Article Image

SEN TÜKENMEZ BİR KALEM MİSİN?


favorite 0 visibility 20 bookmark
Article Image

Güneşin Yeniden Doğduğu Gün: Nardugan


favorite 0 visibility 24 bookmark

Yorumlar