Aynı Masada Başka Hayatlar
Aynı masada oturan insanların hayatları birbirine hiç benzemez.
Çaylar aynı ince belli bardakta gelir, kaşıklar aynı sesi çıkarır, masa örtüsü aynıdır… Ama herkes bambaşka bir yerden gelmiştir oraya. Biri geç kalmıştır, diğeri erken gelmiştir. Biri konuşmak ister, diğeri sadece dinlenmek…
Aynı masada, aynı anda, ama başka başka zamanlarda yaşar insanlar.
Garson siparişleri alırken kimse fark etmez bunu. Çünkü dışarıdan bakıldığında her şey sıradandır. Oysa masanın altında birinin ayağı sabırsızca titrer, diğerinin telefonu sessizde bile zihnini susturmaz. Hayat biraz da böyle bir şeydir: Yan yana ama ayrı ayrı yaşanır.
Birinin “iyi ki” dediğine, diğeri “keşke” der. Aynı şehre bakarlar ama başka sokakları hatırlarlar. Aynı şarkıyı duyarlar ama başka birine gider akılları. Belki de bu yüzden kimse kimseyi tam olarak anlayamaz. Çünkü herkes kendi hikâyesinin içinden bakar dünyaya.
Ve hiçbir masa, o hikâyelerin hepsini aynı anda taşıyacak kadar geniş değildir.
Ama yine de insanlar oturur o masalara. Konuşur, güler, susar…
Belki anlaşmak için değil, aynı anda var olabilmek için.
Yorumlar