SUSMANIN ANLATTIKLARI
İnsan en çok sessizliğe ihtiyaç duyduğu zamanlarda gürültünün ortasında bulur kendini.
Üstelik bu gürültü artık sadece dışarıdan gelmez. Telefon bildirimlerinden, aceleyle kurulan cümlelerden, yarım bırakılmış düşüncelerden süzülerek insanın içine yerleşir. Eskiden sessizlik bir boşluktu. Şimdi ise neredeyse bir lüks.
Sürekli konuşan bir dünyanın içindeyiz. Herkes anlatıyor, herkes gösteriyor, herkes bir şey kanıtlama derdinde. Ama kimse gerçekten dinlemiyor. Hatta insan bazen kendi sesini bile duyamıyor bu kalabalığın içinde. Oysa sessizlik, eksiklik değildir. Tam tersine, insanın kendini tamamladığı yerdir.
Bir gün hiçbir şey yapmadan oturmayı denedin mi? Elini telefona götürmeden, bir şey izleme ihtiyacı duymadan, sadece durmayı…
İlk birkaç dakika huzursuzluk verir. Çünkü alışık değiliz. Zihnimiz hemen bir kaçış yolu arar. Ama biraz daha beklersen, o rahatsızlığın yerini başka bir şey alır: açıklık. İnsan en net düşüncelerini kalabalıkta değil, durabildiği anlarda yakalar.
Belki de bu yüzden bazı cevaplar hep ertelenir. Çünkü o cevaplar, gürültünün içinde değil; sessizliğin içinde saklıdır. Ve biz, oraya uğramayı sürekli erteleriz. Kendimizi oyalamak kolaydır. Ama kendimizle kalmak cesaret ister. Belki de bugün yapılacak en radikal şey, hiçbir şey yapmamaktır.
Sadece biraz susmak… ve o suskunluğun ne söylediğini gerçekten dinlemek.
Yorumlar